Hekimsen: Hukuk ile Tıbbi Uygulamalar Arasındaki Uyumsuzluk Hekimler Üzerinde Ciddi Baskı Oluşturuyor
Hekimsen: Hukuk ile Tıbbi Uygulamalar Arasındaki Uyumsuzluk Hekimler Üzerinde Ciddi Baskı Oluşturuyor
Hekimsen Sendikası, tıbbi ve hukuki uygulamalar arasındaki uyumsuzluğun hekimler üzerinde baskı yarattığını belirterek, Hekimlik Yasa Tasarısı'nın yasalaşmasını talep etti. Açıklamada, tıbbi süreçlerde bilimsel değerlendirmelerin önemine dikkat çekildi.
Haber Giriş Tarihi: 08.01.2026 18:11
Haber Güncellenme Tarihi: 08.01.2026 18:15
Kaynak:
Haber Merkezi
adliyehaber.net
Hekimsen Sendikası, hukuk uygulamaları ile tıbbi uygulamaların değerlendirilmesi arasında yaşanan uyumsuzluğun, hekimler üzerinde ciddi bir tazminat ve sorumluluk baskısı oluşturduğunu belirterek, bu alanda yaşanan sorunların çözümü için hazırlanan Hekimlik Yasa Tasarısı’nın yasalaşması çağrısında bulundu.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, son dönemde görülen bazı yargı süreçlerinde tıbbi bilgi, klinik tecrübe ve bilimsel terminolojinin yeterince dikkate alınmadığı yönünde hekim camiasında endişelerin arttığı ifade edildi. Açıklamada, tıbbi belgeler ve bilimsel görüşler arasında yorum farklılıklarının ortaya çıkabildiği, bunun da hekimler açısından belirsizlik oluşturduğu belirtildi.
Hekimsen, bazı dosyalarda Adli Tıp raporları ile yargı kararları arasında değerlendirme farklılıkları yaşanabildiğine dikkat çekerek, tıbbi süreçlerin çok disiplinli ve bilimsel bir çerçevede ele alınmasının önemine vurgu yaptı. Açıklamada, tıbbi değerlendirmelerin niteliği ve kapsamının, hukuki süreçlerde daha dengeli şekilde ele alınmasının gerekliliği dile getirildi.
Sendikaya göre yaşanan sorunlar, münferit olaylardan ziyade uygulamada karşılaşılan yapısal değerlendirme farklılıklarına işaret ediyor.
Diyarbakır’daki Down Sendromu Davası Örneği
Açıklamada Diyarbakır’da görülen bir dava örnek olarak paylaşıldı. Üçüncü gebeliği sırasında özel bir sağlık kuruluşunda takip edilen bir anneye, ikili ve üçlü tarama testlerinin önerilip önerilmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf yaşandığı aktarıldı. Hekim ve sağlık personeli beyanlarında, söz konusu testlerin önerildiği, ancak annenin bu testleri yaptırmak istemediği ifade edildi.
Hekimsen, bu tarama testlerinin kesin tanı koydurucu nitelikte olmadığını, yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçlar verebildiğini hatırlattı. Ayrıca Down sendromunun doğumdan sonra tıbbi olarak geri döndürülebilir bir durum olmadığına dair yüksek yargı kararlarının bulunduğu belirtildi. Buna rağmen açılan davada hekimin sorumluluğuna hükmedildiği, kararın henüz kesinleşme süreci tamamlanmadan icra işlemlerinin başlatıldığı ifade edildi.
Kahramanmaraş’taki Tonsillektomi Vakası
Sendika açıklamasında Kahramanmaraş’ta yaşanan bir başka vaka da gündeme getirildi. Basit bir bademcik ameliyatından yaklaşık bir hafta sonra meydana gelen ve nedeni net olarak ortaya konulamayan bir kanama sonrası, sevk sürecinde yaşanan komplikasyonlar sonucu açılan davada ameliyatı gerçekleştiren hekime yüksek tutarlı tazminat talepleri yöneltildiği aktarıldı.
Açıklamada, sürecin her aşamasında doğrudan sorumluluğu bulunmadığı belirtilen hekimin, dava kesinleşmeden icra tehdidiyle karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Bu tür uygulamaların, yargı süreçleri tamamlanmadan telafisi güç sonuçlar doğurabildiği vurgulandı.
"Sağlık Hizmetlerinde Denge Gerekli”
Hekimsen, açıklamasında bu tür davaların yalnızca bireysel hekimleri değil, sağlık hizmetlerinin genel işleyişini de etkileyebileceğine dikkat çekti. Yüksek tutarlı ve ölçüsüz tazminat taleplerinin, hekimlerin risk almaktan kaçınmasına yol açabileceği; bunun da sağlık hizmetlerinin niteliğini ve erişilebilirliğini etkileyebileceği ifade edildi.
Sendikaya göre bu durumun uzun vadede hekim göçünü artırabileceği, riskli branşlarda görev almak isteyen hekim sayısının azalabileceği ve sağlık sisteminde iş gücü dengesizliklerine yol açabileceği değerlendiriliyor.
Hekimlik Yasa Tasarısı Vurgusu
Hekimsen, yaklaşık iki yıldır üzerinde çalışılan Hekimlik Yasa Tasarısı’nın, tıbbi uygulamalar ile hukuki değerlendirmeler arasında daha dengeli bir yapı oluşturmayı hedeflediğini belirtti. Tasarının; hasta hakları, hekim sorumluluğu ve kamu yararı arasında adil bir denge kurmayı amaçladığı, kamu, özel ve üniversite hastanelerinde görev yapan tüm sağlık çalışanlarını kapsadığı ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, malpraktis uygulamalarının bilimsel gerçekliklerle uyumlu hale getirilmesi, hukuki süreçlerde ölçülülük ilkesinin gözetilmesi ve Hekimlik Yasa Tasarısı’nın bütüncül şekilde ele alınarak hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hekimsen: Hukuk ile Tıbbi Uygulamalar Arasındaki Uyumsuzluk Hekimler Üzerinde Ciddi Baskı Oluşturuyor
Hekimsen Sendikası, tıbbi ve hukuki uygulamalar arasındaki uyumsuzluğun hekimler üzerinde baskı yarattığını belirterek, Hekimlik Yasa Tasarısı'nın yasalaşmasını talep etti. Açıklamada, tıbbi süreçlerde bilimsel değerlendirmelerin önemine dikkat çekildi.
Hekimsen Sendikası, hukuk uygulamaları ile tıbbi uygulamaların değerlendirilmesi arasında yaşanan uyumsuzluğun, hekimler üzerinde ciddi bir tazminat ve sorumluluk baskısı oluşturduğunu belirterek, bu alanda yaşanan sorunların çözümü için hazırlanan Hekimlik Yasa Tasarısı’nın yasalaşması çağrısında bulundu.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, son dönemde görülen bazı yargı süreçlerinde tıbbi bilgi, klinik tecrübe ve bilimsel terminolojinin yeterince dikkate alınmadığı yönünde hekim camiasında endişelerin arttığı ifade edildi. Açıklamada, tıbbi belgeler ve bilimsel görüşler arasında yorum farklılıklarının ortaya çıkabildiği, bunun da hekimler açısından belirsizlik oluşturduğu belirtildi.
Hekimsen, bazı dosyalarda Adli Tıp raporları ile yargı kararları arasında değerlendirme farklılıkları yaşanabildiğine dikkat çekerek, tıbbi süreçlerin çok disiplinli ve bilimsel bir çerçevede ele alınmasının önemine vurgu yaptı. Açıklamada, tıbbi değerlendirmelerin niteliği ve kapsamının, hukuki süreçlerde daha dengeli şekilde ele alınmasının gerekliliği dile getirildi.
Sendikaya göre yaşanan sorunlar, münferit olaylardan ziyade uygulamada karşılaşılan yapısal değerlendirme farklılıklarına işaret ediyor.
Diyarbakır’daki Down Sendromu Davası Örneği
Açıklamada Diyarbakır’da görülen bir dava örnek olarak paylaşıldı. Üçüncü gebeliği sırasında özel bir sağlık kuruluşunda takip edilen bir anneye, ikili ve üçlü tarama testlerinin önerilip önerilmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf yaşandığı aktarıldı. Hekim ve sağlık personeli beyanlarında, söz konusu testlerin önerildiği, ancak annenin bu testleri yaptırmak istemediği ifade edildi.
Hekimsen, bu tarama testlerinin kesin tanı koydurucu nitelikte olmadığını, yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçlar verebildiğini hatırlattı. Ayrıca Down sendromunun doğumdan sonra tıbbi olarak geri döndürülebilir bir durum olmadığına dair yüksek yargı kararlarının bulunduğu belirtildi. Buna rağmen açılan davada hekimin sorumluluğuna hükmedildiği, kararın henüz kesinleşme süreci tamamlanmadan icra işlemlerinin başlatıldığı ifade edildi.
Kahramanmaraş’taki Tonsillektomi Vakası
Sendika açıklamasında Kahramanmaraş’ta yaşanan bir başka vaka da gündeme getirildi. Basit bir bademcik ameliyatından yaklaşık bir hafta sonra meydana gelen ve nedeni net olarak ortaya konulamayan bir kanama sonrası, sevk sürecinde yaşanan komplikasyonlar sonucu açılan davada ameliyatı gerçekleştiren hekime yüksek tutarlı tazminat talepleri yöneltildiği aktarıldı.
Açıklamada, sürecin her aşamasında doğrudan sorumluluğu bulunmadığı belirtilen hekimin, dava kesinleşmeden icra tehdidiyle karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Bu tür uygulamaların, yargı süreçleri tamamlanmadan telafisi güç sonuçlar doğurabildiği vurgulandı.
"Sağlık Hizmetlerinde Denge Gerekli”
Hekimsen, açıklamasında bu tür davaların yalnızca bireysel hekimleri değil, sağlık hizmetlerinin genel işleyişini de etkileyebileceğine dikkat çekti. Yüksek tutarlı ve ölçüsüz tazminat taleplerinin, hekimlerin risk almaktan kaçınmasına yol açabileceği; bunun da sağlık hizmetlerinin niteliğini ve erişilebilirliğini etkileyebileceği ifade edildi.
Sendikaya göre bu durumun uzun vadede hekim göçünü artırabileceği, riskli branşlarda görev almak isteyen hekim sayısının azalabileceği ve sağlık sisteminde iş gücü dengesizliklerine yol açabileceği değerlendiriliyor.
Hekimlik Yasa Tasarısı Vurgusu
Hekimsen, yaklaşık iki yıldır üzerinde çalışılan Hekimlik Yasa Tasarısı’nın, tıbbi uygulamalar ile hukuki değerlendirmeler arasında daha dengeli bir yapı oluşturmayı hedeflediğini belirtti. Tasarının; hasta hakları, hekim sorumluluğu ve kamu yararı arasında adil bir denge kurmayı amaçladığı, kamu, özel ve üniversite hastanelerinde görev yapan tüm sağlık çalışanlarını kapsadığı ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, malpraktis uygulamalarının bilimsel gerçekliklerle uyumlu hale getirilmesi, hukuki süreçlerde ölçülülük ilkesinin gözetilmesi ve Hekimlik Yasa Tasarısı’nın bütüncül şekilde ele alınarak hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.
En Çok Okunan Haberler