TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı
Haber Giriş Tarihi: 04.02.2026 21:38
Haber Güncellenme Tarihi: 04.02.2026 21:38
Kaynak:
DHA
Aliekber METE/ ANKARA, (DHA)- TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Durgut'un komisyon toplantısını açmasının ardından Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Didem Behice Öztop, milletvekillerine sunum yaptı. Öztop, derneğin Marmara Üniversitesi ve Adana Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi ile denetimli serbestlikten yararlanan çocukların cezayla ilişkili değerlendirmeler başlıklı araştırmalardan bahsetti. Öztop, "Bu 2 çalışmadan benim vurgulamak istediğim şeylerden birisi; ergen anneliği, eğitim düzeyi, tekrarlayıcı suçlarda ailesel risk faktörlerini görmekteyiz. Ayrıca erken yaşta suçla tanışan çocuklar için suç sonrasındaki süreçlerin olumsuz etkilendiğini ve çocukların okul devamsızlığı, okulla olan ilişkilerinin bozulmuş olması, okul terki, akademik başarısızlık ciddi anlamda karşımıza çıkıyor. O yüzden, çözümün en önemli parçalarından bir tanesi bu alanda Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığıyla birlikte çalışma gerekliliğidir. Bir yandan da suça sürüklenen çocuk kavramı bizim açımızdan bilimsel olarak önemli? Çünkü biliyoruz ki aslında çocuklar gelişimsel, ruhsal, ailesel, toplumsal, hukuki ve sosyal birtakım bağlamların sonucunda aslında çocuğun suç işlemesi söz konusu" ifadelerini kullandı.
'SUÇ OKUL ÇIKIŞINDA İŞLENİYOR'
Suça sürüklenmenin çocuğun cezasızlığıyla ilişkili olmadığını söyleyen Öztop, suça sürüklenmeyi engellemek için kapsamlı bir yaklaşımın belirlenmesi gerektiğini ekledi. 4 veya daha fazla olumsuz deneyim yaşayan bir çocuğun hapse girme oranının yüzde 20 daha fazla olduğunu aktaran Öztop, "Burada benim özellikle vurgulamak istediğim şey ve belki de en önemli çözüm önerilerinden bir tanesi suçun okul çıkışında işleniyor olmasıdır. 15.00-20.00 saatleri ve okul günlerinde de şiddet içerikli suçların genellikle akşamüzeri meydana geliyor. Aslında, dünyada da birçok araştırma gösteriyor. Bu araştırmalardan bir tanesinde Türk bir araştırmacı da var. Yalnız geçirilen sürenin artması ergenliğe geçişle birlikte olağan bir süreç ama yalnız geçirilen zaman akademik başarıyı, sosyal duygusal zorlukları ve riskli davranışları etkiliyor. Bir de akran etkisine açık ve kontrolsüz bir ortam söz konusuysa bu risk artıyor ve bakıldığı zaman genellikle belki çocuklarının iki saate yakın yalnız geçirdikleri sürenin arttığını görüyoruz. Düşük sosyoekonomik düzeyde bu süre daha fazla ve bunun da çocuk suçluluğu ve davranış bozukluğu ile ilişkili olduğunu görürüz" diye konuştu.
'SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARIN DÖVMELERİ DAHA FAZLAYDI'
Ardından ÇOGEPDER Çocuk Ergen Psikiyatrisi Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selma Tural Hesapçıoğlu sunum yaptı. Hesapçıoğlu, 2015-2017 yılları arasında Ankara Sincan Cezaevinde hüküm giymiş gençlerle yapılan bir çalışmadan bahsederek, "76 suça sürüklenen çocuk ve bir psikopatoloji veya bir şikayet nedeniyle 76 çocuk ergen psikiyatrisine başvuran genci kontrol grubu olarak aldık. Yani her cezaevinden aldığımız genç için yaşla uyumlu, ona en yakın sürede başvuran diğer bir çocuğu kontrol grubu olarak aldığımız bir araştırmaydı ve cezaevinde geçirilen sürenin genellikle 12 ay olduğunu gördük. Cezaevindeki gençlerimizin daha kalabalık ailelerden geldiğini gördük. Genellikle 4 kardeşlerdi ama kontrol grubundaki çocuklarda 2 kardeşti, ikisi arasında anlamlı farklılık vardı ve yine suça sürüklenenlerde okuma yazma bilmeme oranı anlamlı derecede daha fazlaydı. 56 kişi eğitimine hiç devam etmemişti, kontrol grubunuzda ise bu sadece 3 kişiydi. Bunlar zaten bilinen risk faktörleri. Suça sürüklenen çocukların kendi aile yapısında yaşayabildiğini, gelir düzeyini, annenin, babanın, okuryazar olup olmama oranları daha düşüktü. Kendine zarar verici davranışlar, ailede suç öyküsü yine daha fazlaydı, madde kullanımı ve ilginç bir şekilde dövmeleri de daha fazlaydı. Tabii, bu çok farklı bir bulgu oldu" değerlendirmesinde bulundu.
'CEZAEVİNDEN GELEN ÇOCUKLARDA DAVRANIM BOZUKLUĞU YÜZDE 85,5'
Araştırma kapsamında iki grubu psikaytrik bozukluk açısından karşılaştırdıklarını kaydeden Hesapçıoğlu, "Cezaevinden gelen çocuklarda davranım bozukluğunun yüzde 85,5'ine biz davranım bozukluğu tanısı koyduk. Kontrol grubunda ise bu oran 11,8'di. İki grupta da dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu açısından fark yoktu. Depresyon, hüküm giymiş ergenlerde daha yüksekti. Travma sonrası stres bozukluğunu fazla bulduk. Yine alkol, madde kullanım bozukluğu da daha fazlaydı. Bir de şu özellik vardı. Cezaevinden gelen çocukların hiçbirinin daha önce bir psikiyatrik takibi, psikiyatrik herhangi bir muayenesi yoktu ama bu grupta çok daha fazla sayıda psikiyatrik bozukluk ve birden fazla psikiyatrik bozukluğun aynı anda görünmesi daha fazlaydı" dedi.
'SUÇ İŞLEYENLERİN YAKLAŞIK YÜZDE 50'Sİ BİR ARKADAŞIYLA İŞLEDİĞİNİ İFADE ETTİ'
Hesapçıoğlu, suça sürüklenen çocukların yaklaşık yüzde 30'unda aile üyelerinden birisinin cezaevine girdiği sonucuna ulaştıklarını vurgulayarak, "Bu grubun suç türlerine göre dağılımını analiz ettiğimizde hırsızlık, cinsel suçlar ve kasten yaralamanın daha fazla olduğunu gördük. Suçu işleme sırasında yaklaşık yüzde 50'si bir arkadaşıyla yaptığını ifade etti, yüzde 40'ı tek başına yapmıştı yani çok büyük bir oranı belli bir arkadaş grubuyla bu suçu işlediklerini ifade etmişti. Psikiyatrik tanı sayısına baktığımızda, olguların yüzde 92,6'sına biz psikiyatrik tanı koyduk. Sadece 4 olguya psikiyatrik tanı koymadık ve çoğunda da 2 ve daha fazla psikiyatrik tanı vardı. Bu tanı koymadığımız 4 olgunun işlemiş olduğu suçları incelediğimiz zaman şunu fark ettik. Bir davranış örüntüsü değildi suç kavramı ve süreklilik göstermiyordu. Genellikle ilk suç durumundaydı, planlayıcı ve yineleyici bir suça eğilim yoktu bu çocuklarda, daha çok durumsal ve bağlamsal faktörlerle ilişkiliydi. Suça sürüklenen çocuklarda hangi psikiyatrik tanıları daha fazla koyduk? Burada birinci sırada dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardı yüzde 61,1'le. Davranış bozukluğu yine yüzde 50'sinde vardı ve zihinsel yetersizlik yüzde 42,6'sında ve çoğunda birden fazlaydı tanı sayısı. Yani tek bir tanı değildi, çok daha fazla sayıda psikiyatrik tanı vardı" ifadelerini kullandı. (DHA)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı
Aliekber METE/ ANKARA, (DHA)- TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Durgut'un komisyon toplantısını açmasının ardından Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Didem Behice Öztop, milletvekillerine sunum yaptı. Öztop, derneğin Marmara Üniversitesi ve Adana Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi ile denetimli serbestlikten yararlanan çocukların cezayla ilişkili değerlendirmeler başlıklı araştırmalardan bahsetti. Öztop, "Bu 2 çalışmadan benim vurgulamak istediğim şeylerden birisi; ergen anneliği, eğitim düzeyi, tekrarlayıcı suçlarda ailesel risk faktörlerini görmekteyiz. Ayrıca erken yaşta suçla tanışan çocuklar için suç sonrasındaki süreçlerin olumsuz etkilendiğini ve çocukların okul devamsızlığı, okulla olan ilişkilerinin bozulmuş olması, okul terki, akademik başarısızlık ciddi anlamda karşımıza çıkıyor. O yüzden, çözümün en önemli parçalarından bir tanesi bu alanda Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığıyla birlikte çalışma gerekliliğidir. Bir yandan da suça sürüklenen çocuk kavramı bizim açımızdan bilimsel olarak önemli? Çünkü biliyoruz ki aslında çocuklar gelişimsel, ruhsal, ailesel, toplumsal, hukuki ve sosyal birtakım bağlamların sonucunda aslında çocuğun suç işlemesi söz konusu" ifadelerini kullandı.
'SUÇ OKUL ÇIKIŞINDA İŞLENİYOR'
Suça sürüklenmenin çocuğun cezasızlığıyla ilişkili olmadığını söyleyen Öztop, suça sürüklenmeyi engellemek için kapsamlı bir yaklaşımın belirlenmesi gerektiğini ekledi. 4 veya daha fazla olumsuz deneyim yaşayan bir çocuğun hapse girme oranının yüzde 20 daha fazla olduğunu aktaran Öztop, "Burada benim özellikle vurgulamak istediğim şey ve belki de en önemli çözüm önerilerinden bir tanesi suçun okul çıkışında işleniyor olmasıdır. 15.00-20.00 saatleri ve okul günlerinde de şiddet içerikli suçların genellikle akşamüzeri meydana geliyor. Aslında, dünyada da birçok araştırma gösteriyor. Bu araştırmalardan bir tanesinde Türk bir araştırmacı da var. Yalnız geçirilen sürenin artması ergenliğe geçişle birlikte olağan bir süreç ama yalnız geçirilen zaman akademik başarıyı, sosyal duygusal zorlukları ve riskli davranışları etkiliyor. Bir de akran etkisine açık ve kontrolsüz bir ortam söz konusuysa bu risk artıyor ve bakıldığı zaman genellikle belki çocuklarının iki saate yakın yalnız geçirdikleri sürenin arttığını görüyoruz. Düşük sosyoekonomik düzeyde bu süre daha fazla ve bunun da çocuk suçluluğu ve davranış bozukluğu ile ilişkili olduğunu görürüz" diye konuştu.
'SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARIN DÖVMELERİ DAHA FAZLAYDI'
Ardından ÇOGEPDER Çocuk Ergen Psikiyatrisi Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selma Tural Hesapçıoğlu sunum yaptı. Hesapçıoğlu, 2015-2017 yılları arasında Ankara Sincan Cezaevinde hüküm giymiş gençlerle yapılan bir çalışmadan bahsederek, "76 suça sürüklenen çocuk ve bir psikopatoloji veya bir şikayet nedeniyle 76 çocuk ergen psikiyatrisine başvuran genci kontrol grubu olarak aldık. Yani her cezaevinden aldığımız genç için yaşla uyumlu, ona en yakın sürede başvuran diğer bir çocuğu kontrol grubu olarak aldığımız bir araştırmaydı ve cezaevinde geçirilen sürenin genellikle 12 ay olduğunu gördük. Cezaevindeki gençlerimizin daha kalabalık ailelerden geldiğini gördük. Genellikle 4 kardeşlerdi ama kontrol grubundaki çocuklarda 2 kardeşti, ikisi arasında anlamlı farklılık vardı ve yine suça sürüklenenlerde okuma yazma bilmeme oranı anlamlı derecede daha fazlaydı. 56 kişi eğitimine hiç devam etmemişti, kontrol grubunuzda ise bu sadece 3 kişiydi. Bunlar zaten bilinen risk faktörleri. Suça sürüklenen çocukların kendi aile yapısında yaşayabildiğini, gelir düzeyini, annenin, babanın, okuryazar olup olmama oranları daha düşüktü. Kendine zarar verici davranışlar, ailede suç öyküsü yine daha fazlaydı, madde kullanımı ve ilginç bir şekilde dövmeleri de daha fazlaydı. Tabii, bu çok farklı bir bulgu oldu" değerlendirmesinde bulundu.
'CEZAEVİNDEN GELEN ÇOCUKLARDA DAVRANIM BOZUKLUĞU YÜZDE 85,5'
Araştırma kapsamında iki grubu psikaytrik bozukluk açısından karşılaştırdıklarını kaydeden Hesapçıoğlu, "Cezaevinden gelen çocuklarda davranım bozukluğunun yüzde 85,5'ine biz davranım bozukluğu tanısı koyduk. Kontrol grubunda ise bu oran 11,8'di. İki grupta da dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu açısından fark yoktu. Depresyon, hüküm giymiş ergenlerde daha yüksekti. Travma sonrası stres bozukluğunu fazla bulduk. Yine alkol, madde kullanım bozukluğu da daha fazlaydı. Bir de şu özellik vardı. Cezaevinden gelen çocukların hiçbirinin daha önce bir psikiyatrik takibi, psikiyatrik herhangi bir muayenesi yoktu ama bu grupta çok daha fazla sayıda psikiyatrik bozukluk ve birden fazla psikiyatrik bozukluğun aynı anda görünmesi daha fazlaydı" dedi.
'SUÇ İŞLEYENLERİN YAKLAŞIK YÜZDE 50'Sİ BİR ARKADAŞIYLA İŞLEDİĞİNİ İFADE ETTİ'
Hesapçıoğlu, suça sürüklenen çocukların yaklaşık yüzde 30'unda aile üyelerinden birisinin cezaevine girdiği sonucuna ulaştıklarını vurgulayarak, "Bu grubun suç türlerine göre dağılımını analiz ettiğimizde hırsızlık, cinsel suçlar ve kasten yaralamanın daha fazla olduğunu gördük. Suçu işleme sırasında yaklaşık yüzde 50'si bir arkadaşıyla yaptığını ifade etti, yüzde 40'ı tek başına yapmıştı yani çok büyük bir oranı belli bir arkadaş grubuyla bu suçu işlediklerini ifade etmişti. Psikiyatrik tanı sayısına baktığımızda, olguların yüzde 92,6'sına biz psikiyatrik tanı koyduk. Sadece 4 olguya psikiyatrik tanı koymadık ve çoğunda da 2 ve daha fazla psikiyatrik tanı vardı. Bu tanı koymadığımız 4 olgunun işlemiş olduğu suçları incelediğimiz zaman şunu fark ettik. Bir davranış örüntüsü değildi suç kavramı ve süreklilik göstermiyordu. Genellikle ilk suç durumundaydı, planlayıcı ve yineleyici bir suça eğilim yoktu bu çocuklarda, daha çok durumsal ve bağlamsal faktörlerle ilişkiliydi. Suça sürüklenen çocuklarda hangi psikiyatrik tanıları daha fazla koyduk? Burada birinci sırada dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardı yüzde 61,1'le. Davranış bozukluğu yine yüzde 50'sinde vardı ve zihinsel yetersizlik yüzde 42,6'sında ve çoğunda birden fazlaydı tanı sayısı. Yani tek bir tanı değildi, çok daha fazla sayıda psikiyatrik tanı vardı" ifadelerini kullandı. (DHA)
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler