Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı

Haber Giriş Tarihi: 26.02.2026 22:42
Haber Güncellenme Tarihi: 26.02.2026 22:42
Kaynak: DHA
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı

Aliekber METE/ ANKARA, (DHA)- TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu toplandı.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Durgut, "Komisyonumuzun amacı sadece sorunları tespit etmek değil, bilimsel veriler ışığında biyopsikososyal boyutları dikkate alan, önleyeceği, rehabilite edici ve sürdürülebilir politika önerileri geliştirmektir. Bu çerçevede, uluslararası iyi uygulama örneklerini incelemek, güçlü ve zayıf yönlerimizi analiz etmek ve ülkemiz şartlarına uygun modeller geliştirmek büyük önem taşımaktadır. Bugünkü sunumların özellikle erken risk tespiti, kurumlar arası veri paylaşımı, çocuk koruma ve adalet sistemi uygulamaları başlıklarında bizlere yol gösterici olacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

'ERKEN YAŞTA ÇOCUKLARIN CEZALANDIRILMASI SUÇU AZALTMIYOR'

Ardından Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Selçuk, sunum yaptı. Selçuk, ABD'de de eyaletlere göre çocuk ceza sistemlerinin farklı olduğunu belirtti ve Avrupa ülkelerinde çocuk cezai yaşı ile ilgili örneklerden bahsetti. Selçuk, "Türkiye'de ceza ehliyeti yaşı, Birleşmiş Milletlerin (BM) tavsiyesine benzer şekilde yani ceza yaşının düşük tutulmaması çok önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Almanya'da yaş oranı ise 14. Reşit olma yaşı da 18. Yapılan çalışmalarda korteksin tam gelişimi de 25 olarak karşımıza çıkıyor. Bu ne demektir? Nörobilim çalışmaları bize şunu söylüyor: Erken yaşta çocukların cezalandırılmasının suçu azaltmadığını, aksine, korteksin stres altında gelişiminin zayıfladığını ve travmanın derinleşmesine yol açtığını gösteriyor. Bu da dolayısıyla, dürtü kontrolü gelişmediğinde bir bireyin yapacağı fiilin sonuçlarını öngörmesi ve karar alması zorlaşmakta. Bunu da önemli bir bulgu olarak sizlerle paylaşmak istiyorum" diye konuştu.

'OKULLARDA SOSYAL HİZMET UZMANLARI GÖREVLENDİRİLMELİ'

Selçuk, suça sürüklenen çocuklara ilişkin Türkiye'ye dönük öneriler paylaşarak, "İngiltere örneğindeki gibi 'Gençlik suç kurulları' bunların içerisinde polis, sosyal hizmet uzmanı ve okulun aynı masada olmalı. Burada okulu özellikle vurgulamak istiyorum. Okulun mutlaka bu süreçlerde yer alması gerekiyor. Ben de okul sosyal hizmeti alanında çalışan bir akademisyen olarak, ülkemizde okullarda sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesini arzu ediyoruz. ABD'deki bu kurumlar arasında bir kopukluk var. Biz bu noktada kurumlar arası iş birliğini, bu şekilde bir müdahale ekibi kurarak daha ideal halle getirebiliriz. Ülkemizde, çocuk adalet sisteminde kurumlar bir arada olduğu için biz ABD'deki bu sorunu yaşamıyoruz ama multidisipliner bir kurul oluşturulması süreci daha da hızlandıracaktır. Denetimli serbestlik verilen bir çocuğa mutlaka hangi bilimsel terapinin uygulanacağı netleştirilebilir. Örneğin çoklu terapi yöntemi kanıta dayalı bir sistem olarak ülkemizdeki sisteme entegre edilebilir. Uzlaştırma mekanizmaları yani onarıcı adalet sisteminin de çocuk adalet sisteminin dahil edilmesi, diversion programına dönüştürülmesi de önemli bir kazanım olarak karşımıza çıkacaktır" dedi.

'ÇOCUKLARIN SUÇA SÜRÜKLENMESİ KORUYUCU MEKANİZMALARIN ZAYIFLAMASIYLA ORTAYA ÇIKAR'

Ardından Uzman Pedagog ve Sosyal Çalışmacı Haluk Kaya, milletvekillerine sunum yaptı. Kaya, "Çocuklar suçlu doğmaz. Suça sürüklenmek çoğu zaman risk faktörlerinin birikmesi ve koruyucu mekanizmaların zayıflaması sonucunda ortaya çıkar. Birinci alan ailedir. Aile içi şiddet, ihmal, tutarsız ebeveynlik, aşırı baskı ya da denetimsizlik çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkileyebilmektedir. İkinci alan okuldur. Okul başarısızlığı, devamsızlık, akran zorbalığı ve okuldan kopuş çocuğun sosyal bağlarını zayıflatır. Üçüncü olarak akran etkisi ve çevre faktörleri öne çıkar. Ergenlik döneminde aidiyete ihtiyaç artar. Çocuk bu ihtiyacı riskli gruplarla karşılayabilmektedir. Dördüncü olarak, bireysel ve psikolojik faktörler vardır. Travma, öfke kontrol sorunları, madde kullanımı ve dürtüsellik risk artırmaktadır. Son olarak, sosyoekonomik faktörler belirleyicidir. Yoksulluk, sosyal dışlanma, göç ve uyum sorunları, çocuğun sistemle bağını zayıflatabilmektedir. Bu nedenle çağdaş sistemler, yalnızca işlenen fiile değil, çocuğun içinde bulunduğu sosyal bağlama odaklanmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. (DHA)

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.