Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Adalet Arayışı Neden Sosyal Medyaya Taşındı?

Yazının Giriş Tarihi: 19.01.2026 16:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.01.2026 16:40

Son yıllarda dikkat çekici bir tabloyla karşı karşıyayız:
Hakkı ihlal edilen, mağdur olduğunu düşünen ya da sesini duyurmak isteyen bireyler, artık ilk olarak adliyelerin yolunu değil; sosyal medyanın akışını tercih ediyor. Bir paylaşım, bir hikâye, bir etiket… Ve ardından binlerce yorum, yargısız infazlar, linçler.

Peki adalet neden mahkeme salonlarından çıkıp ekranlara taşındı?

Bu sorunun cevabı yalnızca hukuki değil; sosyolojik ve psikolojik boyutları olan bir mesele. Mahkeme kararlarının birey ve toplum üzerindeki etkisi, bu tercihin temelinde yatan unsurlardan biri hâline gelmiş durumda. Çünkü mahkeme kararları yalnızca bir uyuşmazlığı çözmez; aynı zamanda davranışları şekillendirir, toplumsal güveni inşa eder ve hukuk düzeninin ciddiyetini ortaya koyar.

Ancak bugün, yargı süreci tamamlanmadan sosyal medyada verilen hükümler, mahkeme kararlarının etkisini daha doğmadan gölgelemektedir.

Sosyal medya bir mahkeme değildir.
Hakim yoktur, delil yoktur, savunma hakkı yoktur.
Ama hüküm çoktur.

Bir kişi hakkında yapılan tek bir paylaşım, henüz soruşturma dahi başlamadan “suçlu” ilan edilmesine yetebiliyor. Bu durum yalnızca hedef alınan kişi açısından değil; yargı organlarının kararlarının toplum nezdindeki algısı bakımından da ciddi bir tehlike yaratmaktadır. Çünkü mahkeme kararı, hukuki bir sürecin sonunda verilmiş bağlayıcı bir iradedir. Sosyal medyada oluşturulan algı ise çoğu zaman bu iradenin meşruiyetini sorgulanır hâle getirir.

Oysa mahkeme kararları, yalnızca taraflar için değil; toplum için de yol göstericidir. Hukukun nasıl işlediğini, hangi davranışların hangi sonuçlara yol açacağını gösterir. Sosyal medya yargılamaları ise bu etkiyi tersine çevirerek, kurallar yerine duyguların hâkim olduğu bir düzen algısı yaratır.

Elbette kimsenin yaşadığı mağduriyeti yok sayamayız.
Ancak şunu net biçimde ayırmak gerekir:
Hak aramak başka bir şeydir, yargısız infaz yapmak başka.

Sosyal medyada yapılan her suç isnadı; iftira, kişilik haklarına saldırı ve hatta adil yargılamayı etkileme suçu doğurabilir. Daha da önemlisi, henüz verilmemiş bir mahkeme kararının toplum nezdinde geçersizleşmesine yol açabilir. Bu durum, yalnızca bireysel hakları değil; yargının saygınlığını da zedeler.

Unutulmamalıdır ki mahkeme kararları; savunma hakkı, masumiyet karinesi ve delil değerlendirmesi gibi temel güvenceler üzerine inşa edilir. Bu güvenceler ortadan kalktığında geriye adalet değil, kanaat kalır.

Unutulmamalıdır ki:
Adalet, paylaşımla değil; kararla sağlanır.
Linçle değil; hukukla tesis edilir.

Toplum olarak ihtiyacımız olan şey, mahkeme kararlarını değersizleştirmek değil; onları anlamak ve hukuk yoluyla şekillenen adalet duygusunu korumaktır. Sosyal medya bir duyuru alanı olabilir; ancak hiçbir zaman yargının yerine geçemez.

Gerçek adalet, hâlâ ve her zaman mahkeme kararlarıyla mümkündür.

Av. Kevser Yıldırım

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.